Ödev, öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgi ve deneyimlerin pekişmesi ve yapılanması amacıyla birçok öğretmenin sıklıkla tercihi, olmazsa olmazı…

Bu düşünce ile hareket eden ve günü oldukça verimli geçirmiş bir ilkokul öğretmeni hayal edelim. Gün içerisindeki konu kazanımlarının pekişmesi için de akşam için bir yığın ödev kağıdı ile öğrencisini evine uğurlayan bir öğretmen…

Ertesi gün aynı öğretmen sınıfa geldiğinde ödevini yapanlar ve yapmayanlar olmak üzere iki farklı öğrenci grubu ile karşılaşacak. Tahmin edildiği gibi öğretmenin, ödevini yapmayan öğrenci grubu dikkatini çekecek.

Sonuç:

Bu gruba istediğini yaptırmakta zorlanan bir öğretmen,

Evde öğrencisiyle çatışan bir ebeveyn,

Okula karşı olumsuz tutum kazanmaya başlayan öğrenciler,

Başarıya giden yolda çeşitli sebeplerle, oluşması gereken Öğretmen – Öğrenci – Veli üçgeninin oluşmaması.

Bu kısır döngü ile birçok öğretmen ve ebeveyn eminim karşılaşıyor, çözüm önerisi geliştirmekte zorlanıyor. Peki ne yapılmalı?

Yurtdışında yapılan araştırmalara göre ödev ilkokul öğrencisi için çok gerekli görülmüyor. Gerekçesi olarak da öğrencinin dinlenmeye, egzersiz yapmaya, ailesi ile zaman geçirmeye hatta uykuya bile vaktin yetmemesi. Aslında tüm bunlar öğrenci merkezli iyi bir planlama ile yapılabilir. Ödev de bu bileşenlerin içerisinde yer alabilir FAKAT; az ve öz olması kaydıyla…

Az ve öz demişken son günlerde ödev ile ilgili bir araştırma sonucu daha var. Kişiye ve kişinin ihtiyacına özel olması. Öğretmenin öğrenci ihtiyaçlarına uygun planlama yapması öğrencileri gruplaması ile mümkün. Bu başlığın planlanması ve takip edilmesi ülkemiz şartlarında ne kadar mümkün yorumu size bırakmak istiyorum.  Öğretmenin az ödev vermesi ya da ödev vermemesi için okuldaki sürecin oldukça verimli geçmesi şart.

Peki bu nasıl mümkün?

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi 21. Yüzyıl koşullarına ayak uydurmuş dersin içeriğini zenginleştirebilen, öğrencileri öğrenmeye açık ve hevesli hale getirebilen bunu da ders kazanımlarını oyun ile günlük hayat ile ilişkilendirebilen bu doğrultuda materyaller kullanabilen, kayda değer (maddi değeri olmasına gerek yok) pekiştireç ve ödüllerle öğrencileri yüreklendirebilen yetkin öğretmenler bu süreci verimli bir şekilde yönetebilir.

Sevgili Veliler,

Değerli Öğretmenler,

Öğrencinizin ev ödevini hatırlatılmadan yapmasını istiyorsanız ev ve okul ortamında günlük rutin işlerle öğrencilere sorumluluk kazandırmayı deneyebilir, takıldığı yerde yardımcı olmak istiyorsanız ‘’cevabı öğrenciye buldurmada’’ birer rehber olmanız gerektiğini unutmamalısınız.

Özetle, ilkokul öğrencisinin kavradığı bir konuyu çok iyi bir şekilde yapılandırmasını istiyorsak, bunu sadece sayfalarca ödeve koşullamamalıyız. Öğrencinin konuyu yapılandırması ‘’nasıl’’ öğrendiğini hatırlaması ile mümkündür.  Bu noktada da öğretmenin fark yaratması önem teşkil ediyor. Daha küçük yaş gruplarında ise (1. Sınıf) öncelik öğrencinin okula, sınıfa, arkadaşlarına uyumu ve okula karşı olumlu tutum geliştirmesi olduğu için bu noktada öğrenciler kesinlikle zorlanmamalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir