Sevgili okular, bu yazımda sizlere çocukların erken çocukluktan itibaren gelecekte nasıl başarılı bir bireye dönüşebileceğini yapılan araştırmalar çerçevesinde aktarmaya çalışacağım.

Özellikle erken çocukluk döneminde yapılan araştırmalar bir hayli dikkat çekici. Bu araştırmalara geçmeden evvel erken çocukluğun önemini belirten bir ifadeyi paylaşmak isterim. Çocuğa yapılan en büyük yatırım, erken çocukluk döneminde yapılan yatırımdır. Bu ifade Selçuk Şirin Hoca’nın. Elbette yurtdışında yapılan araştırmalara dayalı bir ifadedir bu. Yani nasıl ki doğumdan sonra büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu dönem bebeklik dönemi ise yapılandırılmış bir erken çocukluk dönemi de çocuğa en fazla katkı sağlayan dönemdir. (Bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim)

Araştırmaya dönecek olursak, okulöncesi dönemde çocuklarla yapılan Marshmallow Testi veya lokum/şeker testi de denilebilir bir testten bahsediliyor. Bu teste göre bir oda içerisinde çocuğun önüne bir şeker bırakılıyor ve bir süre bu şekeri yemeden durduğu takdirde ödül olarak ikinci şekeri kazanacağı ifade ediliyor. Araştırmaya dahil edilen çocuklardan bazıları şekeri parmağına sürüp tadına bakıyor, kimisi süreyi tamamlamak için gözlerini kapatıyor, bekliyor ve ikinci şekeri hak ediyor kimisi ise ikazı yapan yetişkin içeriden çıkar çıkmaz şekeri mideye indiriyor. Bu testin amacı çocukların benlik kontrolü farkındalığını tespit etmek. Şirin Hoca, 5 yaşında teste tabi tutulan bu çocuklar arasından benlik kontrolü yüksek çocukların ilerleyen dönemlerde suça karışma, hapse girme, akademik başarı ve evlilikte mutluluk gibi konularda daha parlak bir geleceği olduğunu ifade ediyor. Bekleyerek ikinci şekeri hak eden çocuklar, beklemeden şekeri yiyen çocuklara göre daha avantajlı. Bu çocuklar duygularını tanımada ve kontrol etmede başarılı olduğundan ilerleyen dönemde onların gelecek planlamaları bugün veya yarın için değil daha uzun vadeli olacaktır. Diğer grup ise bugüne takılı kalacaktır. Tablodan tahmin edileceği üzere gelişmiş ülkelerin parlak fikir ve düşüncelere, yaratıcı ve başarılı bireylere ihtiyacı olacağından duygu yönetiminde başarılı bireylerin bu boşluğu dolduracağı tahmin edilebilir. En önemlisi, çocuğa yapılan yatırımın en fazla getirisi olduğu bu dönemde ilgili becerinin çekirdekten kazandırılması oldukça önemli görünüyor. Peki bu becerinin kazandırılması için ne yapılmalı?

Şirin Hoca, anne ve babalara çocuklara rol model olunmasını tavsiye ediyor. Yani duygusal zeka / duygu yönetimi konusunda ne kadar başarılıysanız çocuğunuz da o kadar başarılı olacak. Siz, duygularınızı yönetebildiğinizi çocuğunuza gösterdiğiniz takdirde o da bunu taklit edecek ve zamanla pekiştirecektir. Farz ediniz ki siz bu konuda yeterince başarılı olduğunuzu düşünmüyorsunuz ancak bu başarısızlığınızı yansıtmayacağınız tek canlı kendi çocuğunuz olmalı, unutmayınız.

Meslektaşlarım içinde birtakım paylaşımlarım olacak. Okulöncesi dönemi tamamlayan bir öğrenci ilkokula başlayacak. İlkokul öğrencilerin bir tık daha hareketli olduğu bir dönem. Özellikle bu dönemde okul ve sınıf kurallarının kazanımı, arkadaşlık ilişkileri, etik-ahlaki ve milli değerlerimizin öğretimi de oldukça önemli. Bu hususta kurallara aykırı hareket edecek, sınıf yönetimini olumsuz etkileyecek öğrenci veya öğrenciler olabilir. Bu noktada henüz somut işlemler döneminde olan bu çocuklara (her ne olursa olsun) yaklaşımın yapıcı ve duygu kıvılcımlarından uzak olması çok önemli. Bakınız, yukarıda okul öncesi dönemde anne ve babaların rol model olması gerektiğini alıntılamıştım, ilkokul döneminde bu rol anne ve babadan öğretmene doğru kaydığı için öğretmenim senin tutumların  oldukça önemli. Senin problemlere yaklaşımın, çözüm önerilerin, duygularından arındırılmış adil ve demokratik tutumun çocukların aynası olacak.

Bakınız bir araştırma ile ilişki kuracağım.

Sınıf Öğretmenlerinin Duygusal Zeka Düzeyi İle Sınıf Yönetimi Yaklaşımları Arasındaki İlişki adlı araştırmaya göre öğretmenlerin duygusal zeka düzeyi arttıkça öğrenci merkezli sınıf yönetimi yaklaşımlarını tercih etme durumları artmaktadır (Tok, 2011).

Öğretmenlerin duygusal zeka düzeylerinin yüksek olması hem dersin verimini, hem sınıf yönetimini hem de öğretmen-öğrenci ilişkisini olumlu yönde etkileyecektir.  Elbette bu hususta öğretmenin rol model olması, öğrencinin geleceğine yapılan yatırım avantajını da kazanç olarak ekliyor.

Toparlayacak olursak efendim,

Daha Başarılı Bir Gelecek İçin Duygu Yönetimi

 

Kaynakça:

https://www.pegem.net/Akademi/kongrebildiri_detay.aspx?id=129512

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/selcuk-sirin/basarinin-sirri-lokum-testinde-sakli-40775924

http://www.pervinkaplan.com/detay/seker-testini-gecen-basarili-mi-oluyor/938

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir