Bu yazıda birçok yazıya ve makaleye konu olan eleştirel düşünme ve yaratıcılık kavramlarının çocuk cephesinden incelenmesini ele alacağım.

Yapılan birçok araştırma çocukların yaşları ilerledikçe yaratıcı düşünme becerilerinin azaldığını ortaya koymaktadır. Bunun sebebi olarak da birçok etken sıralanmaktadır. Eğitim sistemi, öğrencilerin yaratıcı düşünmelerini sınırlayan müfredat, derslikler ve öğretmen. Bu etkenler üzerine çoğu kez konuşuldu. Bu etkenlere tekrar değinmek yerine çocukların yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerinin düşüşünü zihinlerde somutlaştırmaya çalışacağım. Her ne kadar kontrol altında tutamadığımız faktörler bu tablonun oluşmasında etken olsa da öğretmen faktörünü kontrol altına alabiliriz diye düşünüyorum.

Çocuklar okul öncesinden ilkokulun son basamağına kadar olan evrede hayal güçleri ve sordukları sorular ile zihinlerinde yetişkinlerden farklı olarak, farklı bir dünyayı resmetmektedir. Bu durum birçok etkenin bir araya gelmesi ile ortaokulda düşüşe geçmekte ve ilerleyen dönemlerde de etkinliğini yitirmektedir. Heidegger, doğru bilgiye ulaşıldıkça soru sorma eylemi önemini kaybetmektedir diyor. Yani hayal gücü ile istenen gerçek bilgi bir arada düşünülemiyor. Çocuklar, okul deneyimlerinde istenen bilgiyi verebilme telaşı içerisine girdiğinde hayal gücünü dizginlemiş ve farklı düşünmeyi de sınırlamış oluyor. Elbette ilkokul öğretmenlerinin tutumları da burada belirleyici oluyor. Öğretmen çocukları farklı düşünmeye sevk edecek soruları sormada öncü olursa bu becerileri desteklemiş olacak; sadece istediği cevabı vermesini beklerse ve bekleneni alamadığında çocuğa verdiği cevabın değersiz olduğunu hissettirirse bu becerilerin körelmesine ve çocuğun sınırlı düşünmesine neden olacaktır. Gerçek bilgiyi kutsama, çocukları belirli kalıplar içerisinde düşünmeye ve çocukta var olan bilişsel becerilerin körelmesine sebebiyet verebilir. Bu durum yaratıcı düşünmeyi olumsuz etkiler.

Bir öğretmen anlatıyor:

Hocam bugün öğrenciniz geldi ve oldukça farklı şeyler söyledi belli ki kafa da yormuş.

Öğrencim size ne anlattı diye sorduğumda, öğretmenim keşke kızlar kızlar ile evlense daha çok çocukları olur ailelerin, hem ne de olsa kızlar daha derli toplu öğretmenim daha düzenli bir evleri olur. Bende bir tebessüm oluşuverdi, öğrenci anlatıyor:

Öğretmenim zaten erkekle kadının öpüşmesini de doğru bulmuyorum (televizyonlarda çocukların görmemesi gereken sahneler kuralını benimsemiş) bu yüzden kızlar birlikte bir aile kurabilir.

İfadelere bakıldığında tamamen hayal ürünü ama bir felsefi soruşturmadan da geçirilmiş.

Anlatan öğretmen öğrenciyi ‘dinlediğini’ ve uygun açıklamalarla öğrenciyi bilgilendirdiğini aktarıyor.

Çocuklar İçin Felsefe (P4C) başlıklı bir makale kaleme almıştım. Öğretmenler bu yöntemi araştırabilir ve derslerinde kullanabilir.

Öğretmen bilgiyi aktaran ve doğru bilgiyi açıklamadan sunan modeller olmamalı, çünkü yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi çocuklar doğruları dahi sorgulayabiliyor. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir