Hızla değişen ve gelişen günümüz dünyasında bilim ve teknolojideki gelişmeler, gelişmiş ülkelerin en önemli gündem maddesi. Buhar gücünü kullanarak başlayan Endüstri 1.0 süreci günümüz dünyasında Endüstri 4.0’a kadar ilerledi. Bu ilerleyiş her dönem toplumların ihtiyaç ve problemlerine çözüm arayışı ve daha iyisine ulaşma arzusu ile süregeldi.  Günümüz Endüstri 4.0 sürecinde artık makinelerin direktif almadan birbiriyle koordinasyonunu konuşuyoruz. Sürücüsüz araba, tehlike durumunda kendiliğinden fren yapan arabalar Endüstri 4.0’ın ürünlerinden yalnızca birkaç tanesi. Peki ihtiyacı yada problemi merkeze alan üretim odaklı düşünme süreci etik değerleri de gündemine alıyor mu? Bu yazıda bu soruya yanıt arayacağım efendim.

Etik değerler toplumun büyük bir bölümü tarafından kabul edilmiş, benimsenmiş normlardır. İnsanlar birbirleriyle olan ilişkilerinde bu değerlere önem verir. Bu değerler toplumsal hayatı düzenler ve kültürü besler. Bizler gündelik hayatımız için bir ihtiyacımıza veya problemimize çözüm arayacak gelişmeyi ararken bu etik değerlerden bağımsız mıyız, yoksa bu değerler her koşulda bizler için birinci planda mı? Bu soruya verilecek cevap ne yazık ki toplumdan topluma hatta insandan insana değişiklik göstermektedir. Evrensel bir değer olan etik kavramı birçok kimse için hiçe sayılabilmektedir. Sizleri çok eski bir döneme götüreceğim. Paranın ilk bulunduğu dönemler… Paradan önce takas usulü alışveriş yapan insanlar artık bu durumun beklentilere karşılık gelmediğini düşündüler ki para adını verdikleri kağıt parçalarıyla alışverişe başladılar. Bakınız bu bir ihtiyaca çözüm arayışının karşılığı bir buluş aslında. İnsanlık için önemli bir buluş. Yalnız günümüze dönelim efendim, sahte paralar basılıyor. İnsanların emekleri, alın terleri hiçe sayılarak sahte paralarla hırsızlık yapılıyor. Aslında o sahte parayı tasarlayan kişiler de bir üretim ve tasarım çalışması ortaya koyuyor fakat atladığı şey etik değerler. İhtiyaca ve probleme çözüm arayışı insanların refah içinde yaşaması için ise, atlanan etik değerler gerçek anlamda refahı beraberinde getirir mi?

Başka bir örnek… Ülkeler dış tehditlerden korunma düşüncesiyle savunma sistemlerini geliştirmek için birçok farklı silah üretiyor. Bu bir ihtiyaç mı evet. Peki bu silahları ihtiyaç dışında savunmasız ülkelere karşı güç olarak kullanmak etik mi? Etik ile üretimi birbirinden bağımsız düşünemeyiz. Proje ve yeni düşüncelerle insan hayatını kolaylaştıracak buluşlar ile insanlığa katkı sağlamak istiyorsak, etik değerleri göz ardı edemeyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir